Bu Keşfi Eşine Borçluyuz

Bu Keşfi Eşine Borçluyuz

Pek alışkın değiliz ama mart ayının ilk günleri, ülkemiz doğası adına sevindirici bir gelişmeye sahne oldu. Samsun’da varlığı tespit edilen ‘Uzakdoğulu’ gri başlı kız kuşu, kayıt altındaki kuş türü sayımızı 483’ten 484’e çıkardı. Kuş camiasında adeta bomba etkisi yaratan bu gelişme, korunması halinde Anadolu coğrafyasının nasıl bir hazineye dönüşebileceğini de kanıtladı.

Bu keşfin sahibi ise doğayı korumak için çalışan bir devlet memuru. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü teknikeri Mustafa Akça. Akça, görev yeri olan Kızılırmak Deltası’nda fotoğraflamış gri başlı kız kuşunu (Vanellus cinereus). Bakanlık da, onun objektifinden yansıyan görüntülerle duyurdu zaten haberi. O fotoğrafı çektiği günden beri, adeta tebrik yağıyor Akça’ya. Çünkü ‘Kuşcular’ için gri başlı kız kuşunun Türkiye’de görülmesi ve fotoğraflanması inanılması çok güç bir gelişme. Öyle ki, fotoğrafın çekildiği günün ertesi 40’tan fazla kuş gözlemcisi ve doğa fotoğrafçısı gelmiş deltaya. Pazartesi günü olmasına rağmen hem de. O gün deltada yeniden görülse, Avrupa’dan en az 1000 kişinin uçağa atlayıp Samsun’a geleceğini söylüyor yaban hayatı uzmanı Emin Yoğurtcuoğlu: “Uzakdoğu’ya özgü bu hayvanın Samsun’da objektife yakalanması Türkiye ve Avrupa’yı da içine alan palearktik bölgesi için bir ilk. Bu ilk kayıt Avrupalılar için de çok heyecan verici oldu. Yurtdışından gelen tepkiler inanılmaz. Herkes şokta. Böyle bir şey 100 yılda bir olur, o da Mustafa Bey’e denk geldi. Büyük bal.”

“Eşim sayesinde gördüm”

O ilki kanıtlayan fotoğrafın öyküsü ise oldukça ilginç. Her şey, Mustafa Akça’nın eşinin “Kaç zamandır beni deltaya götürmedin” sitemiyle başlamış aslında. Karı-koca çok seviyorlarmış güneşi orada batırmayı. O gün de yine güneşin batışını fotoğraflamak için dolaşırlarken Mustafa Akça kendisine ödül getiren kuş fotoğrafını çektiği noktayı göstermek istemiş karısı Nagihan Akça’ya. Oraya geldiklerinde de bir anda araçtan ürken bir kuş havalanmış.

Eşi fark edip “Şuradan kuş kalktı” deyince, Akça hemen objektifini o noktaya çevirmiş. Ve hemen arka arkaya basmış deklanşöre. Fotoğrafı çekerken de anlamış aslında büyük bir keşfe imza attığını: “Kendi kendime ‘Allah Allah, bu kuş da ne acaba?’ dedim. Kız kuşu gibi ama Kocagöz’e de benziyor diye düşündüm. Hemen ‘Türkiye ve Avrupa’nın Kuşları Kitabı’nı açıp kontrol ettim. Baktım orada yok. O sırada kuşu gözlemeyi sürdürüyoruz. Rize’de görev yaparken tanıştığım bir veteriner hekime gönderdim fotoğrafı, o da ‘buranın kuşu değil’ diye mesaj yazdı. Kuşçu arkadaşlara yazdım. Emin Bey (Yoğurtcuoğlu) ile de iletişime geçtik. Tesadüfen onlar da deltadaydı. Konum attım, geldiler. O da çekti kuşu, ‘Abi müthişsin’ dediler. Öylelikle anladım gri başlı kız kuşunu çektiğimi. Tesadüfen ve eşim sayesinde türü Türkiye’de ilk kayıt altına alan kişi oldum. Zaten kuşu duyan deltaya geldi. Sonra da kuş kalktı ama hava kararmadan tekrar bulduk.”

Akça’nın kuş ve fotoğrafçılığı hobiye dönüştüren bir personel olması bu keşifte büyük rol oynamış. Çocukluğunda güvercin beslemekle başlayan kuş sevdasını “Herkes kuş diyor, biz adını söyleriz. Karadeniz’de hamsiye balık demeyip hamsi derler ya, aynı onun gibi. Evde bile kızımla kuş bulma oyunu oynarız” sözleriyle anlatan Akça, fotoğrafa da yaban hayatındaki çiçekleri çekerek başlamış. Çalıştığı kurumun fotoğrafı onun ismiyle paylaşması ise aldığı en büyük ödül olmuş.

UNESCO süresi

Gri başlı kız kuşunun fotoğrafı, UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’nde yer alan Kızılırmak Deltası için de oldukça önemli bir gelişme. Zira, deltanın Dünya Mirası listesine alınması söz konusu. Nasıl alınmasın ki! Bölgesinde tabii özelliği en iyi şekilde muhafaza edilen deltada 356 kuş türü bulunuyor. Ne büyük bir zenginlik. Alanın korunması için çalışan Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, bu zenginliğe tanık olmak isteyenler için 2 adet kuş gözlem kulesi yaptırmış. Ayrıca kuş halkalama çalışmalarının yürütüldüğü bir merkez de deltaya kazandırılmış. Ayrıca kuşun tespit edildiği nokta, deltadaki habitatı korumak adına kaçak yapıların yıkıldığı yer. Eğer deltadaki şehirleşme baskısı sürseydi, bu eşsiz keşfe imza atılması ancak bir hayal olurdu.

Paylaş